Baskin Oran

tarix27.10.2017
ölçüsü18.13 Kb.

“Allahselametversinler” için, Türk imaji!

Baskin Oran


Geçen haftaki yaziya: “Türkiye birbirine giriyor” diye baslamistim. Ilginç, ama çok normal, aynen devam ediyor. Bu sefer, bizim Basbakanlik Insan Haklari Danisma Kurulunun “Azinlik Haklari ve Kültürel Haklar Çalisma Grubu” raporu ortaligi karistirdi. Bekleyin, daha neler olacak.

Çok normal, çünkü Türkiye kabuk degistiriyor, 1920’lerde çagdas olan kabuk 2000’lerde çatliyor. Türkiye toplumu artik o dar kabuga sigmiyor. Olay, bundan ibaret.

1920’lerden beri ne kadar sorunumuz varsa (Kürt, Alevi, Ermeni, gecekondu, rüsvet, vs. vs.) dipfrize koymustuk, simdi birer birer çikartip buzunu çözdürmek zorunda kaliyoruz ve ellerimiz donuyor. Bunlar çözülünce Türkiye’nin kendi insaniyla sorunu kalmayacak. Kalmayinca, muasir medeniyetle (AB’yle) de kalmayacak. Ama, o zamana kadar “birbirine girecek”!

***


Sag basin ates püskürüyor. “Midem bulaniyor” veya “Neresi Cesur Rapormus!” diyen mi ararsin, “Oylama geçersizdir” buyuran mi, daha neler. Çok sükür bu günlere yarabbi! Ne kadar dogru yazmisiz! Hani, bir de, adini bu vesileyle duydugumuz kimi “dernek”lerin basina söyledigi bir gerçeklesse, ah bir gerçeklesse, yani bu muhteremler Rapor’u bir mahkemeye verseler! Bu saptamalari duymayanlar da duyacak!

Bu Allahselametversinler’in “korumaya” çalistiklari Türkiye nasil bir Türkiye imis, insanlarimizi ne hale soktu, dinleyin.

Çok sevdigim, çünkü çok sevimli, saygili, akilli, çaliskan, dürüst bir genç var. Benim ögrencim degil, çünkü baska bir üniversiteden. Bu çocuk geçen ay Almanya’ya master yapmaya gitti. Oradan bana yazdigi mektubu sizlere okutacagim. Bakin, bizim Allahselametversinler’in nasil bir Türkiye’nin degismemesi için kendilerini paraladiklarini görün. Iste mektup:

***


(...) Bonn merkezine ilk ayak bastigim gün, yani 9 Ekim, polis festivali düzenleniyordu. Her taraf gülen polislerle doluydu. Sokakta sagima soluma bakarak yürürken birden bir el omzuma dokundu. Baktim, posbiyikli bir polis bana elindeki brosürleri gülerek uzatiyordu. "Danke" dedim, tam gidecekken bir seyler söylemeye basladi; haliyle anlamadim. Sonrasi söyle: Ben: Sorry, I am not German and I can't speak German. (Almanca bilmiyorum) O: (Gülerek) Ohhh! OK. What country are you from? (Memleketiniz?) Ben: Turkey. I am from Turkey. (Türkiye) O: (Bir anda suratini asarak) Show me your passport! Why are you here? What do you study? Where do you study?  (Pasaportunu göster! Ne okuyorsun? Nerede okuyorsun?) Sok geçirdim. (…) O an ona "ben Ingiliz’im" deseydim acaba ayni tepkiyi verir miydi, bilmiyorum. Ayni sekilde ilk gece kaldigim hostelde, bir Italyan bana sunlari sordu: - You look like Armenian. Are you Armenian? (Ermeni’ye benziyorsun; Ermeni misin?) - No. - Are you Greek? (Yunanli?) - No. - Then what? (Ya?) - I am Turkish. (Türk) - Oh no. You are too handsome for a Turkish. (Yok yahu! Bir Türk için fazla yakisiklisin) (...) Turist Bilgi Merkezini ararken bir taksiciyle yasadigim su diyalogu okuyun hocam: - Do you know where the Tourist Information is? (Acaba Turizm Bürosu nerededir?) - I don't know English. Please speak German. (Lütfen Almanca konusun) - But I don't know German. (Almanca bilmiyorum) - Then find it yourself. (O zaman kendin bul) Bu adam güya Ingilizce bilmiyor. Bir de belki su diyalog ilginizi çekebilir. Yine bir taksici. Ben yine haldir haldir Turizm Bürosu ariyorum. Baktim soför biyikli, aha dedim bu Türk, hemen yaklastim: - Abi, Türksün degil mi? - (Bir anda suratini asti) Nein, ich bin Kurd. (Hayir. Kürt’üm) - (Türkçe bildigini anlayinca israr ettim) Olsun, ne fark eder. Turist Bilgi Merkezi nerede? - Ich weiß nicht. (Bilemem) - Iyi öyle olsun. Bari söyle: Solda mi sagda mi?  - Solda. - Hadi güle güle. Yalniz, tahmin ettigim gibi çikti. Büro solda degil sagda çikti hem de olabilecek en uzak sagda.  (...) Hocam simdilik bu kadar. Herhalde size bir yaziniz için yeterli malzemeyi verdim! Gerçi internetten okuyorum, Türkiye’de daha traji-komik olaylar yasaniyormus. Feyhan Teyze'ye saygilarimi iletir, sizin ellerinizden öperim. Saygilarimla. *** Buyurun, “Amman ha, degismesin!” diye ortaligi birbirine kattiginiz Türkiye’nin disaridaki imaji. Daha ne diyeyim. Bunlar bile fazla, çünkü sizin ne dense anlamaya niyetiniz yok. Allah size selamet versin efendim. 1890 dogumlu babam Hüseyin Ekrem bey, kendini tuttugu zamanlar böyle derdi...

Dostları ilə paylaş:

©2018 Учебные документы
Рады что Вы стали частью нашего образовательного сообщества.
?


benvos-binva---tal.html

benzene-slick-on-the.html

benzerpalavralarbirgokkit.html

benzidamin--.html

benzilpenicillina.html